يُرِيدُ الفَنَّانُ تَجْمِيلَ المَدِينَةِ بِاللَّوْحَاتِ الَّتِي يَرْسُمُهَا.
Sanatçı, yaptığı resimlerle şehri güzelleştirmek istiyor.
يُرِيدُ الفَنَّانُ تَجْمِيلَ المَدِينَةِ بِاللَّوْحَاتِ الَّتِي يَرْسُمُهَا.
Sanatçı, yaptığı resimlerle şehri güzelleştirmek istiyor.
تَعْمَلُ البَلَدِيَّةُ عَلَى تَحْسِينِ الحَدَائِقِ وَالمُتَنَزَّهَاتِ.
Belediye, parkları ve bahçeleri güzelleştirmek için çalışıyor.
زُرِعَتِ الْأَزْهَارُ لِتَزْيِينِ الْحَدِيقَةِ.
Çiçekler bahçeyi güzelleştirmek için dikildi.
زَانَ، هَذَّبَ، حَاسَنَ، نَمَّقَ