garipsemek

اسْتَغْرَبَ هَذَا الطَّعَامَ الَّذِي رَآهُ لِأَوَّلِ مَرَّةٍ، لِأَنَّهُ لَمْ يَسْبِقْ لَهُ أَنْ أَكَلَ شَيْئًا كَهَذَا مِنْ قَبْلُ، لِذَلِكَ تَرَدَّدَ.

İlk defa gördüğü bu yemeği garipsedi, çünkü daha önce hiç böyle bir şey yememişti, bu yüzden tereddüt etti.

اسْتَنْكَرْتُ اسْتِسْلَامَهُ بِهَذِهِ السُّرْعَةِ، لِأَنَّنِي كُنْتُ أَعْرِفُهُ دَائِمًا كَشَخْصٍ مُثَابِرٍ، لِذَلِكَ تَفَاجَأْتُ.

Onun bu kadar çabuk pes etmesini garipsedim, çünkü onu her zaman azimli biri olarak bilirdim, bu yüzden şaşırdım.

عِنْدَمَا انْتَقَلَ إِلَى مَدِينَةٍ جَدِيدَةٍ، شَعَرَ بِالوَحْشَةِ، لِأَنَّهُ كَانَ بَعِيدًا عَنْ عَائِلَتِهِ وَأَصْدِقَائِهِ، لِذَلِكَ شَعَرَ بِالوَحْدَةِ.

Yeni bir şehre taşındığında kendini garipsedi, çünkü ailesinden ve arkadaşlarından uzaktaydı, bu yüzden yalnız hissetti.

İlişkili Kelimeler