gayrimuntazam

لَفَتَ اِنْتِبَاهِي الْحِجَارَةُ الْمُرَتَّبَةُ بِشَكْلٍ غَيْرِ مُنْتَظِمٍ.

Gayrimuntazam bir şekilde sıralanmış taşlar dikkatimi çekti.

تُتْعِبُنَا الْحَافِلَاتُ الَّتِي تَأْتِي عَلَى فَتَرَاتٍ عَشْوَائِيَّةٍ.

Gayrimuntazam aralıklarla gelen otobüsler bizi yoruyor.

لَا يُحِبُّ تَرْكَ غُرْفَتِهِ غَيْرَ مُرَتَّبَةٍ.

Odasını gayrimuntazam bırakmayı sevmiyor.

İlişkili Kelimeler