حِقْد — أَحْقَاد
تَرَاكَمَ فِي دَاخِلِي حِقْدٌ كَبِيرٌ تُجَاهَهُ.
İçimde ona karşı büyük bir gayz birikmişti.
تَرَاكَمَ فِي دَاخِلِي حِقْدٌ كَبِيرٌ تُجَاهَهُ.
İçimde ona karşı büyük bir gayz birikmişti.
كَانَ الْغَيْظُ وَاضِحًا عَلَى وَجْهِهِ.
Yüzünden gayz okunuyordu.
بَدَلًا مِنْ إِظْهَارِ غَضَبِهِ الْمَكْبُوتِ، كَتَمَهُ فِي دَاخِلِهِ.
Gayzını dışa vurmak yerine içine attı.