هُوَ دَائِمًا يُحَاوِلُ تَجَاهُلَ المَشَاكِلِ.
O, her zaman sorunları geçiştirmeye çalışır.
هُوَ دَائِمًا يُحَاوِلُ تَجَاهُلَ المَشَاكِلِ.
O, her zaman sorunları geçiştirmeye çalışır.
لَيْسَ مِنَ الصَّوَابِ تَسْوِيفُ الْأُمُورِ بِاسْتِمْرَارٍ.
İşleri sürekli geçiştirmek doğru değil.