geçmişli

تَتَمَتَّعُ هَذِهِ الْمَدِينَةُ بِآثَارٍ تَارِيخِيَّةٍ ذَاتِ مَاضٍ غَنِيٍّ.

Bu şehir, zengin bir geçmişli tarihi eserlere sahip.

أَنَا أَنْحَدِرُ مِنْ عَائِلَةٍ لَهَا تَارِيخٌ.

Geçmişli bir aileden geliyorum.

تَسْتَنِدُ هَذِهِ التَّقَالِيدُ إِلَى ثَقَافَةٍ مُتَجَذِّرَةٍ فِي الْمَاضِي.

Bu gelenekler, geçmişli bir kültüre dayanıyor.

İlişkili Kelimeler