gerçekli

الشَّخْصِيَّاتُ فِي هَذَا الْفِيلْمِ وَاقِعِيَّةٌ وَمُقْنِعَةٌ لِلْغَايَةِ.

Bu filmdeki karakterler çok gerçekli ve inandırıcı.

بَدَتْ لِي الْقِصَّةُ الَّتِي رَوَاهَا حَقِيقِيَّةً لِلْغَايَةِ.

Onun anlattığı hikaye çok gerçekli geldi bana.

ذَهَبْنَا إِلَى مَكَانِ الْحَادِثِ لِتَقْيِيمِ الْوَضْعِ الْفِعْلِيِّ.

Gerçekli durumu değerlendirmek için olay yerine gittik.

İlişkili Kelimeler