getirme

اسْتَغْرَقَتْ عَمَلِيَّةُ إِحْضَارِ الْمُنْتَجَاتِ الْجَدِيدَةِ وَقْتًا أَطْوَلَ مِنَ الْمُتَوَقَّعِ بِسَبَبِ مَشَاكِلَ لُوجِسْتِيَّةٍ.

Yeni ürünlerin getirme süreci, lojistik sorunlar nedeniyle beklenenden uzun sürdü.

كَانَتْ طَرِيقَةُ جَلْبِ الْأَشْيَاءِ يَجِبُ أَنْ تَكُونَ حَذِرَةً لِلْغَايَةِ لِأَنَّهَا كَانَتْ هَشَّةً.

Eşyaların getirme şekli, kırılgan oldukları için çok dikkatli olmalıydı.

İlişkili Kelimeler