taşımak

هَذِهِ الْحَقِيبَةُ ثَقِيلَةٌ جِداً، لَا أَسْتَطِيعُ حَمْلَهَا.

Bu çanta çok ağır, ben taşıyamam.

نَقَلْنَا جَمِيعَ الْأَثَاثِ بِالشَّاحِنَةِ عِنْدَمَا انْتَقَلْنَا إِلَى مَنْزِلِنَا الْجَدِيدِ.

Yeni evimize taşınırken tüm eşyaları kamyonla taşıdık.

يَنْقُلُ الْبَعُوضُ مَرَضَ الْمَلَارِيَا إِلَى النَّاسِ.

Sivrisinekler sıtma hastalığını insanlara taşır.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler