الْغُرْبَةُ هِيَ حَالَةٌ صَعْبَةٌ تُبْعِدُ الْإِنْسَانَ عَنْ أَهْلِهِ وَأَحِبَّائِهِ.
Gurbet, insanı ailesinden ve sevdiklerinden uzak tutan zorlu bir durumdur.
الْغُرْبَةُ هِيَ حَالَةٌ صَعْبَةٌ تُبْعِدُ الْإِنْسَانَ عَنْ أَهْلِهِ وَأَحِبَّائِهِ.
Gurbet, insanı ailesinden ve sevdiklerinden uzak tutan zorlu bir durumdur.
عَادَ إِلَى وَطَنِهِ بَعْدَ أَنْ عَاشَ فِي الْمَهْجَرِ لِسَنَوَاتٍ طَوِيلَةٍ.
Uzun yıllar gurbette yaşadıktan sonra memleketine geri döndü.
أَلَمُ الْبُعْدِ عَنِ الْوَطَنِ هُوَ شُعُورٌ عَمِيقٌ يَنْهَشُ قَلْبَ الْإِنْسَانِ.
Gurbet acısı, insanın içini kemiren derin bir duygudur.
Ayrıca: تَغَرُّب
اِغْتِرَاب