لَقَدْ أَثَارُوا شِجَارًا كَبِيرًا بِسَبَبِ قَضِيَّةٍ صَغِيرَةٍ.
Onlar, küçük bir mesele yüzünden büyük bir hır çıkardılar.
لَقَدْ أَثَارُوا شِجَارًا كَبِيرًا بِسَبَبِ قَضِيَّةٍ صَغِيرَةٍ.
Onlar, küçük bir mesele yüzünden büyük bir hır çıkardılar.
النِّزَاعُ الْمُسْتَمِرُّ دَاخِلَ الْأُسْرَةِ يُزْعِجُ الْجَمِيعَ.
Aile içinde sürekli hır çıkması, herkesi üzüyor.
بَدَأَ خِصَامٌ لَا مَعْنَى لَهُ بَيْنَ الْجِيرَانِ.
Komşular arasında anlamsız bir hır başladı.