إِنَّهُ يَعْمَلُ لِمُسَاعَدَةِ الْأَشْخَاصِ الْمُحْتَقَرِينَ.
O, hakir görülen insanlara yardım etmek için çalışıyor.
إِنَّهُ يَعْمَلُ لِمُسَاعَدَةِ الْأَشْخَاصِ الْمُحْتَقَرِينَ.
O, hakir görülen insanlara yardım etmek için çalışıyor.
لَا أَحَدَ يَسْتَحِقُّ أَنْ يُهَانَ، الْجَمِيعُ يَسْتَحِقُّونَ الِاحْتِرَامَ.
Kimse hakir görülmeyi hak etmiyor, herkes saygıyı hak ediyor.
بَدَلًا مِنَ الِانْشِغَالِ بِأُمُورٍ تَافِهَةٍ، يَجِبُ أَنْ نُرَكِّزَ عَلَى الْأَشْيَاءِ الْأَكْثَرِ أَهَمِّيَّةً.
Hakir işlerle uğraşmak yerine, daha önemli şeylere odaklanmalıyız.