إِنَّهُ مُحِبٌّ لِوَطَنِهِ وَيُرِيدُ دَائِمًا الْأَفْضَلَ لِبِلَادِهِ.
O, hamiyetperver bir insan olarak ülkesi için her zaman en iyisini ister.
إِنَّهُ مُحِبٌّ لِوَطَنِهِ وَيُرِيدُ دَائِمًا الْأَفْضَلَ لِبِلَادِهِ.
O, hamiyetperver bir insan olarak ülkesi için her zaman en iyisini ister.
كَمُوَاطِنٍ وَطَنِيٍّ، يَعْمَلُ مِنْ أَجْلِ تَنْمِيَةِ بِلَادِهِ.
Hamiyetperver bir vatandaş olarak, ülkesinin kalkınması için çalışır.
يَعْرِفُ الْأَشْخَاصُ الْمُخْلِصُونَ لِأَوْطَانِهِمْ دَائِمًا مَسْؤُولِيَّاتِهِمْ تُجَاهَ بِلَادِهِمْ.
Hamiyetperver insanlar, ülkelerine karşı her zaman sorumluluklarını bilirler.