hasta

مَرِيض — مَرْضَى

الْمَرْضَى يَتَلَقَّوْنَ الْعِلَاجَ فِي الْمُسْتَشْفَى.

Hastalar, hastanede tedavi görüyorlar.

أَخْبَرَتْنِي صَدِيقَتِي أَنَّهَا مَرِيضَةٌ وَلَنْ تَسْتَطِيعَ الْحُضُورَ إِلَى الْحَفْلِ.

Arkadaşım bana hasta olduğunu ve partiye gelemeyeceğini söyledi.

عَلِيل — أَعِلَّة

الرَّجُلُ الْعَجُوزُ طَرِيحُ الْفِرَاشِ عَلِيلٌ مُنْذُ فَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.

Yaşlı adam, uzun zamandır hasta yatıyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler