hav

سَمِعْتُ نُبَاحَ الْكَلْبِ أَمَامَ الْبَابِ.

Kapının önünde köpeğin havlamasını duydum.

وَبَر — أَوْبَار

يُوجَدُ الْكَثِيرُ مِنَ الْوَبَرِ عَلَى السَّجَّادَةِ الْجَدِيدَةِ.

Yeni halının üzerinde çok fazla hav var.

تُوجَدُ طَبَقَةٌ رَقِيقَةٌ مِنَ الزَّغَبِ عَلَى الْخَوْخِ.

Şeftalinin üzerinde ince bir hav tabakası bulunur.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler