haydamak

اضْطُرَّ الرَّجُلُ إِلَى سَوْقِ الْحِصَانِ لِيَجُرَّ الْعَرَبَةَ.

Adam, atı arabayı çekmesi için haydamak zorunda kaldı.

صَرَخَ الرَّاعِي بِصَوْتٍ عَالٍ لِيَطْرُدَ الْقَطِيعَ مِنَ الْمَرْعَى إِلَى الْقَرْيَةِ.

Çoban, sürüyü otlaktan köye haydamak için yüksek sesle bağırdı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler