heyetiyle

حَضَرَ الرَّئِيسُ الِاجْتِمَاعَ بِكَامِلِ فَرِيقِهِ.

Başkan, heyetiyle birlikte toplantıya katıldı.

زَارَ الْوَزِيرُ الْمِنْطَقَةَ مَعَ وَفْدِهِ.

Bakan, heyetiyle birlikte bölgeyi ziyaret etti.

قَامَ الْمُدِيرُ بِجَوْلَةٍ فِي الْمَصْنَعِ بِصُحْبَةِ وَفْدٍ.

Müdür, heyetiyle birlikte fabrikayı gezdi.

İlişkili Kelimeler