لَا أَحَدَ يُحِبُّهُ بِسَبَبِ سُلُوكِهِ الخَشِن.
Hoyrat davranışları yüzünden kimse onu sevmiyor.
لَا أَحَدَ يُحِبُّهُ بِسَبَبِ سُلُوكِهِ الخَشِن.
Hoyrat davranışları yüzünden kimse onu sevmiyor.
كَانَ شَخْصًا فَظًّا لِدَرَجَةِ أَنْ لَا أَحَدَ يُرِيدُ التَّحَدُّثَ مَعَهُ.
O kadar hoyrat bir insandı ki, kimse onunla konuşmak istemiyordu.
لَقَدْ آذَانِي كَثِيرًا بِكَلِمَاتِهِ القَاسِيَة.
Hoyrat sözleriyle beni çok incitti.
Ayrıca: عَنِيف