husumet

اسْتَمَرَّتِ الْعَدَاوَةُ بَيْنَ الْعَائِلَتَيْنِ لِسَنَوَاتٍ وَتَمَّ تَحْقِيقُ السَّلَامِ فِي النِّهَايَةِ.

İki aile arasındaki husumet yıllardır sürüyordu ve sonunda barış sağlandı.

الْخُصُومَةُ بَيْنَ الْأَحْزَابِ السِّيَاسِيَّةِ تُعِيقُ تَقَدُّمَ الْبِلَادِ، لِذَلِكَ يَجِبُ أَنْ نَكُونَ مُتَّحِدِينَ.

Siyasi partiler arasındaki husumet, ülkenin gelişmesini engelliyor, bu yüzden birlik olmalıyız.

بَدَأَ النِّزَاعُ بَيْنَ الْجِيرَانِ بِخِلَافٍ بَسِيطٍ وَاسْتَمَرَّ فِي النُّمُوِّ.

Komşular arasındaki husumet, küçük bir anlaşmazlıkla başladı ve büyüyerek devam etti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler