huysuzluk

أَتْعَبَ نَزَقُ الطِّفْلِ أُمَّهُ كَثِيرًا.

Çocuğun huysuzluğu, annesini çok yordu.

أَزْعَجَتْ عَصَبِيَّةُ الرَّجُلِ الْعَجُوزِ الْجَمِيعَ.

Yaşlı adamın huysuzluğu, herkesi rahatsız etti.

أَظْهَرَ تَذَمُّرُ الْقِطَّةِ أَنَّهَا كَانَتْ جَائِعَةً.

Kedinin huysuzluğu, aç olduğunu gösteriyordu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler