huzurlu

الْعَيْشُ فِي هَذِهِ الْقَرْيَةِ الْمُسَالِمَةِ فُرْصَةٌ رَائِعَةٌ لِلِابْتِعَادِ عَنْ ضُغُوطِ حَيَاةِ الْمَدِينَةِ.

Bu huzurlu köyde yaşamak, şehir hayatının stresinden uzaklaşmak için harika bir fırsat.

أَخَذْتُ كِتَابِي مَعِي لِقَضَاءِ يَوْمٍ هَادِئٍ عَلَى ضِفَافِ الْبُحَيْرَةِ.

Göl kenarında huzurlu bir gün geçirmek için yanıma kitabımı aldım.

اسْتَحْمَمْتُ بِمَاءٍ دَافِئٍ قَبْلَ الذَّهَابِ إِلَى السَّرِيرِ لِأَحْظَى بِنَوْمٍ مُطْمَئِنٍّ.

Huzurlu bir uyku çekmek için yatağa girmeden önce sıcak bir duş aldım.

İlişkili Kelimeler