صِهْرٌ مُقِيمٌ — أَصْهَارٌ مُقِيمُون
إِنَّهُ يَعِيشُ كَصِهْرٍ مُقِيمٍ فِي مَنْزِلِ حَمَاهُ الثَّرِيِّ وَلَا يَقُومُ بِأَيِّ عَمَلٍ.
O, zengin kayınpederinin evinde iç güveyi olarak yaşıyor ve hiçbir iş yapmıyor.
إِنَّهُ يَعِيشُ كَصِهْرٍ مُقِيمٍ فِي مَنْزِلِ حَمَاهُ الثَّرِيِّ وَلَا يَقُومُ بِأَيِّ عَمَلٍ.
O, zengin kayınpederinin evinde iç güveyi olarak yaşıyor ve hiçbir iş yapmıyor.
فِي بَعْضِ الثَّقَافَاتِ، يُعْتَبَرُ أَنْ تَكُونَ زَوْجًا مُقِيمًا فِي بَيْتِ زَوْجَتِهِ أَمْرًا طَبِيعِيًّا، بَيْنَمَا قَدْ يُعْتَبَرُ غَرِيبًا فِي ثَقَافَاتٍ أُخْرَى.
Bazı kültürlerde iç güveyi olmak normal karşılanırken, bazılarında garip karşılanabilir.