إِنَّهُ شَخْصٌ عَاطِفِيٌّ لِلْغَايَةِ، يَتَأَثَّرُ بِسُهُولَةٍ بِكُلِّ شَيْءٍ.
O çok içli bir insan, her şeye kolayca duygulanır.
إِنَّهُ شَخْصٌ عَاطِفِيٌّ لِلْغَايَةِ، يَتَأَثَّرُ بِسُهُولَةٍ بِكُلِّ شَيْءٍ.
O çok içli bir insan, her şeye kolayca duygulanır.
امْتَلَأَتْ عَيْنَاهَا بِالدُّمُوعِ وَهِيَ تَسْتَمِعُ إِلَى أُغْنِيَةٍ حَسَّاسَةٍ.
İçli bir şarkı dinlerken gözleri doldu.
أَثَّرَتْ قَصِيدَتُهُ الْمُؤَثِّرَةُ عَنْ وَالِدَتِهِ فِي الْجَمِيعِ.
Annesiyle ilgili yazdığı içli şiir herkesi duygulandırdı.