تبوَّل — يتبوَّل · التبوُّل
كان الطفل يتوق إلى الذهاب إلى المرحاض ليتبول.
Çocuk, tuvalete gidip işemek için sabırsızlanıyordu.
كان الطفل يتوق إلى الذهاب إلى المرحاض ليتبول.
Çocuk, tuvalete gidip işemek için sabırsızlanıyordu.
ذهب الكلب بجانب الشجرة وبال.
Köpek, ağacın yanına gidip işedi.
كان على الرجل العجوز أن يستيقظ عدة مرات في الليل ليريق البول.
Yaşlı adam, gece birkaç kez kalkıp işemek zorunda kalıyordu.