يَلْزَمُ الْقِيَامُ بِهَذَا الْعَمَلِ.
Bu işin yapılması icap ediyor.
يَلْزَمُ الْقِيَامُ بِهَذَا الْعَمَلِ.
Bu işin yapılması icap ediyor.
الْوَضْعُ يَقْتَضِي ذَلِكَ.
Durum bunu icap ettiriyor.
إِذَا اقْتَضَتِ الضَّرُورَةُ، سَنُغَيِّرُ الْخُطَّةَ.
İcap ederse planı değiştiririz.
اِسْتِيجَاب