icra etmek

سَيَتِمُّ تَنْفِيذُ قَرَارِ الْمَحْكَمَةِ فِي أَقْرَبِ وَقْتٍ مُمْكِنٍ.

Mahkeme kararı en kısa sürede icra edilecek.

أَدَّى الْفَنَّانُ أَغَانِيَهُ الْأَكْثَرَ شَعْبِيَّةً فِي الْحَفْلِ.

Sanatçı, konserde en sevilen şarkılarını icra etti.

يُمَارِسُ الطَّبِيبُ مِهْنَتَهُ بِعِنَايَةٍ فَائِقَةٍ.

Doktor, mesleğini büyük bir titizlikle icra ediyor.

İlişkili Kelimeler