تُقِيمُ عَائِلَتِي فِي هَذِهِ المَدِينَةِ مُنْذُ سَنَوَاتٍ عَدِيدَةٍ.
Ailem uzun yıllardır bu şehirde ikamet ediyor.
تُقِيمُ عَائِلَتِي فِي هَذِهِ المَدِينَةِ مُنْذُ سَنَوَاتٍ عَدِيدَةٍ.
Ailem uzun yıllardır bu şehirde ikamet ediyor.
يُفَضِّلُ الطُّلَّابُ عَادَةً السَّكَنَ فِي أَمَاكِنَ قَرِيبَةٍ مِنَ الْجَامِعَةِ.
Öğrenciler genellikle üniversiteye yakın yerlerde ikamet etmeyi tercih ederler.
قَرَّرُوا الِاسْتِقْرَارَ فِي بَلْدَةٍ صَغِيرَةٍ بَعْدَ التَّقَاعُدِ.
Emekli olduktan sonra küçük bir kasabada ikamet etmeye karar verdiler.
تَسَكَّنَ، مَكَثَ، وَطَنَ، اِسْتَوْطَنَ، ثَوَى، بَاءَ بِالمَكَانِ، قَطَنَ