حَظّ — حُظُوظ
تَمَنَّيْتُ لِصَدِيقِي حَظًّا سَعِيدًا فِي الِامْتِحَانِ.
Arkadaşıma sınavda ikbal (talih) diledim.
تَمَنَّيْتُ لِصَدِيقِي حَظًّا سَعِيدًا فِي الِامْتِحَانِ.
Arkadaşıma sınavda ikbal (talih) diledim.
وَصَلَ إِلَى النَّجَاحِ بِفَضْلِ عَمَلِهِ.
Çalışmaları sayesinde ikbale ulaştı.
دَخَلَتِ الشَّرِكَةُ فَتْرَةَ ازْدِهَارٍ بِمَشَارِيعَ جَدِيدَةٍ.
Şirket, yeni projelerle ikbal dönemine girdi.