فِي البِدايَةِ تَرَدَّدْتُ، لَكِنَّنِي قَرَّرْتُ لاحِقًا قَبولَ العَرْضِ.
İlkin tereddüt ettim, ama sonra teklifi kabul etmeye karar verdim.
فِي البِدايَةِ تَرَدَّدْتُ، لَكِنَّنِي قَرَّرْتُ لاحِقًا قَبولَ العَرْضِ.
İlkin tereddüt ettim, ama sonra teklifi kabul etmeye karar verdim.
أَوَّلاً يَجِبُ أَنْ نَفْهَمَ المُشْكِلَةَ، ثُمَّ نَبْحَثَ عَنْ حَلٍّ.
İlkin sorunu anlamalı, sonra çözüm aramalıyız.
فِي الْمَقَامِ الْأَوَّلِ يَجِبُ أَنْ نُفَكِّرَ فِي صِحَّتِنَا، ثُمَّ يُمْكِنُنَا التَّرْكِيزُ عَلَى الْأُمُورِ الْأُخْرَى.
İlkin sağlığımızı düşünmeliyiz, sonra diğer işlere odaklanabiliriz.