ispatlandırmak

Anlamlar

أَثْبَتَ — يُثْبِتُ · إِثْبَات

يجب على العلماء إثبات نظرياتهم بالتجارب.

Bilim insanları, teorilerini deneylerle ispatlandırmak zorundadır.

بَرْهَنَ — يُبَرْهِنُ · بُرْهَان

قدم المحامي أدلة لإثبات براءة موكله.

Avukat, müvekkilinin suçsuzluğunu ispatlandırmak için deliller sundu.

أَكَّدَ — يُؤَكِّدُ · تَأْكِيد

أكدت الأبحاث الجديدة فعالية هذا الدواء.

Yeni araştırmalar, bu ilacın etkili olduğunu ispatlandırdı.

İlişkili Kelimeler