يَجِبُ أَنْ نَتْرُكَ عَالَمًا أَفْضَلَ لِمُسْتَقْبَلِ أَطْفَالِنَا.
Çocuklarımızın istikbali için daha iyi bir dünya bırakmalıyız.
يَجِبُ أَنْ نَتْرُكَ عَالَمًا أَفْضَلَ لِمُسْتَقْبَلِ أَطْفَالِنَا.
Çocuklarımızın istikbali için daha iyi bir dünya bırakmalıyız.
انْتَظَرْنَا فِي الْمَطَارِ لِاسْتِقْبَالِ الضُّيُوفِ.
Havalimanında misafirleri istikbal etmek için bekledik.
اسْتَقْبَلُوا الْمُدِيرَ الْجَدِيدَ بِتَرْحِيبٍ حَارٍّ.
Yeni müdürü sıcak bir istikbal ile karşıladılar.
غَد