لَقَدْ شَرِبَ كَثِيرًا فِي حَفْلَةِ اللَّيْلَةِ الْمَاضِيَةِ لِدَرَجَةِ أَنَّهُ أَصْبَحَ سَكْرَانًا طَافِحًا.
Dün geceki partide o kadar çok içmiş ki, körkütük sarhoş oldu.
لَقَدْ شَرِبَ كَثِيرًا فِي حَفْلَةِ اللَّيْلَةِ الْمَاضِيَةِ لِدَرَجَةِ أَنَّهُ أَصْبَحَ سَكْرَانًا طَافِحًا.
Dün geceki partide o kadar çok içmiş ki, körkütük sarhoş oldu.
كَانَ الرَّجُلُ يَمْشِي فِي الشَّارِعِ وَهُوَ فِي حَالَةِ سُكْرٍ شَدِيدٍ.
Adam körkütük sarhoş bir şekilde sokakta yürüyordu.
يَقُولُ إِنَّهُ مُغْرَمٌ بِهَا حَدَّ الثُّمَالَةِ.
Ona körkütük aşık olduğunu söylüyor.