أُمِّي خَمَّرَتِ الزَّبَادِيَ فِي وِعَاءٍ خَشَبِيٍّ وَكَانَ لَذِيذًا جِدًّا.
Annem, yoğurdu külekte mayaladı ve çok lezzetli oldu.
أُمِّي خَمَّرَتِ الزَّبَادِيَ فِي وِعَاءٍ خَشَبِيٍّ وَكَانَ لَذِيذًا جِدًّا.
Annem, yoğurdu külekte mayaladı ve çok lezzetli oldu.
اعْتَادَ الْقَرَوِيُّونَ حَمْلَ الْحَلِيبِ فِي دِلَاءٍ خَشَبِيَّةٍ فِي الْمَاضِي.
Eskiden köylüler sütü küleklerde taşırlardı.
يُعَدُّ اسْتِخْدَامُ إِنَاءٍ خَشَبِيٍّ لِتَخْزِينِ الْعَسَلِ طَرِيقَةً تَقْلِيدِيَّةً.
Balı saklamak için külek kullanmak geleneksel bir yöntemdir.