يُحَاوِلُ الْعُمَّالُ فَتْحَ الطَّرِيقِ بِجَرْفِ الثُّلُوجِ.
İşçiler, karları küreyerek yolu açmaya çalışıyorlar.
يُحَاوِلُ الْعُمَّالُ فَتْحَ الطَّرِيقِ بِجَرْفِ الثُّلُوجِ.
İşçiler, karları küreyerek yolu açmaya çalışıyorlar.
قَامَ الْبُسْتَانِيُّ بِإِزَاحَةِ الْأَوْرَاقِ بِالْجَارُوفِ وَجَمَعَهَا مَعًا.
Bahçıvan, yaprakları küreyerek bir araya getirdi.