küskün

لَاحَظْتُ أَنَّهُ مُسْتَاءٌ جِدّاً مِنْ كَلِمَاتِ صَدِيقِهِ.

Arkadaşının sözlerine çok küskün olduğunu fark ettim.

انْسَحَبَ إِلَى رُكْنِهِ مُتَضَايِقاً وَلَمْ يَتَحَدَّثْ مَعَ أَحَدٍ.

Küskün bir şekilde köşesine çekildi ve kimseyle konuşmadı.

كَانَ الطِّفْلُ وَاقِفاً زَعْلَانًا لِأَنَّهُ لَمْ يَحْصُلْ عَلَى أَلْعَابِهِ.

Çocuk, oyuncakları alınmadığı için küskün bir şekilde duruyordu.

İlişkili Kelimeler