kıraathane

مَقْهَى — مَقَاهِي

أُحِبُّ الْجُلُوسَ فِي الْمَقْهَى وَقِرَاءَةَ الْجَرِيدَةِ أَثْنَاءَ احْتِسَاءِ الشَّايِ.

Kıraathanede oturup çayımı yudumlarken gazete okumayı severim.

فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَتْ دُورُ الْقِرَاءَةِ أَمَاكِنَ مُهِمَّةً حَيْثُ يَقْرَأُ النَّاسُ الْكُتُبَ وَيَتَحَدَّثُونَ.

Eski zamanlarda kıraathaneler, insanların kitap okuyup sohbet ettiği önemli mekanlardı.

İlişkili Kelimeler