kırklı

عَلَى الرَّغْمِ مِنْ أَنَّ وَالِدِي فِي الْأَرْبَعِينِيَّاتِ مِنْ عُمُرِهِ، إِلَّا أَنَّهُ لَا يَزَالُ يَتَمَتَّعُ بِالْكَثِيرِ مِنَ الطَّاقَةِ.

Babam kırklı yaşlarında olmasına rağmen hala çok enerjik.

كَانَ رَجُلٌ فِي الْأَرْبَعِينَاتِ مِنْ عُمُرِهِ يَجْلِسُ وَحِيدًا فِي الْحَدِيقَةِ.

Kırklı yaşlarda bir adam, parkta yalnız başına oturuyordu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler