لِسُوءِ الْحَظِّ، تَبَيَّنَ أَنَّ الْقِطَّةَ عَقِيمَةٌ نَتِيجَةً لِلِاخْتِبَارَاتِ الَّتِي أُجْرِيَتْ.
Maalesef, yapılan testler sonucunda kedinin kısır olduğu anlaşıldı.
لِسُوءِ الْحَظِّ، تَبَيَّنَ أَنَّ الْقِطَّةَ عَقِيمَةٌ نَتِيجَةً لِلِاخْتِبَارَاتِ الَّتِي أُجْرِيَتْ.
Maalesef, yapılan testler sonucunda kedinin kısır olduğu anlaşıldı.
لَا يَنْمُو أَيُّ شَيْءٍ لِأَنَّ هَذِهِ الْأَرَاضِيَ غَيْرُ مُثْمِرَةٍ.
Bu topraklar kısır olduğu için hiçbir şey yetişmiyor.
لَمْ تُسَاعِدْنَا مُنَاقَشَةُ جَدْبٍ فِي التَّوَصُّلِ إِلَى أَيِّ نَتِيجَةٍ.
Kısır bir tartışma, hiçbir sonuca ulaşmamıza yardımcı olmadı.
عَاقِر، أَبْتَر