kısacık

تَمَّ قَصُّ شَعْرِ الطِّفْلِ قَصِيرًا جِدًّا، وَبَدَا لَطِيفًا لِلْغَايَةِ.

Bebeğin saçları kısacık kesilmişti, çok tatlı görünüyordu.

كَانَ خِطَابُهُ وَجِيزًا جِدًّا وَلَكِنَّهُ كَانَ مُؤَثِّرًا لِلْغَايَةِ.

Konuşması kısacıktı ama çok etkileyiciydi.

كَانَ هَذَا الْمُلَخَّصُ مُخْتَصَرًا جِدًّا، وَلَمْ يُغَطِّ الْكِتَابَ بِأَكْمَلِهِ.

Bu özet kısacıktı, tüm kitabı kapsamadı.

İlişkili Kelimeler