مَصَادِرُ الْمِيَاهِ نَادِرَةٌ جِدًّا فِي هَذِهِ الْمِنْطَقَةِ، لِذَلِكَ يَجِبُ أَنْ نَسْتَخْدِمَهَا بِحَذَرٍ.
Bu bölgede su kaynakları çok kıt olduğu için dikkatli kullanmalıyız.
مَصَادِرُ الْمِيَاهِ نَادِرَةٌ جِدًّا فِي هَذِهِ الْمِنْطَقَةِ، لِذَلِكَ يَجِبُ أَنْ نَسْتَخْدِمَهَا بِحَذَرٍ.
Bu bölgede su kaynakları çok kıt olduğu için dikkatli kullanmalıyız.
أَصْبَحَتِ الْأَطْعِمَةُ شَحِيحَةً جِدًّا فِي زَمَنِ الْحَرْبِ، وَكَافَحَ النَّاسُ مَعَ الْجُوعِ.
Savaş zamanında yiyecekler çok kıt hale geldi ve insanlar açlıkla mücadele etti.
بِسَبَبِ مَحْدُودِيَّةِ مِيزَانِيَّةِ الشَّرِكَةِ، مِنَ الصَّعْبِ الِاسْتِثْمَارُ فِي مَشَارِيعَ جَدِيدَةٍ.
Şirketin bütçesi kıt olduğu için yeni projelere yatırım yapmak zor.
نَزْر