شَهِدَتِ الْبِلَادُ مَجَاعَةً كَبِيرَةً بِسَبَبِ الْحَرْبِ وَالْجَفَافِ.
Savaş ve kuraklık nedeniyle ülkede büyük bir kıtlık yaşandı.
شَهِدَتِ الْبِلَادُ مَجَاعَةً كَبِيرَةً بِسَبَبِ الْحَرْبِ وَالْجَفَافِ.
Savaş ve kuraklık nedeniyle ülkede büyük bir kıtlık yaşandı.
يَحْدُثُ نَقْصٌ فِي الْخُضْرَوَاتِ وَالْفَوَاكِهِ خِلَالَ أَشْهُرِ الشِّتَاءِ.
Kış aylarında sebze ve meyve kıtlığı yaşanır.
بِسَبَبِ الْأَزْمَةِ الِاقْتِصَادِيَّةِ، بَدَأَ شُحُّ الْأَمْوَالِ فِي الْبِلَادِ.
Ekonomik kriz nedeniyle ülkede para kıtlığı baş gösterdi.
Ayrıca: نُدْرَة
قَحْط، جَدْب، مَسْغَبَة، مَخْمَصَة، إِمْحَال، جَوْح