kızıl

كَانَتْ تَلْفِتُ الْأَنْظَارَ بِشَعْرِهَا الْقِرْمِزِيِّ وَعَيْنَيْهَا اللَّامِعَتَيْنِ.

Kızıl saçları ve parlak gözleriyle dikkat çekiyordu.

فِي ذَلِكَ الْوَقْتِ، تَعَرَّضَ الْعَدِيدُ مِنَ الْأَشْخَاصِ الَّذِينَ وُصِفُوا بِأَنَّهُمْ شُيُوعِيُّونَ لِلْقَمْعِ.

O dönemde kızıl olarak nitelendirilen birçok kişi baskı gördü.

عِنْدَ غُرُوبِ الشَّمْسِ، يُصْبِحُ لَوْنُ السَّمَاءِ أَحْمَرَ.

Gün batımında gökyüzünün rengi kızıl olur.

Ayrıca: أَحْمَرُ قَانٍ، شَدِيد

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler