قَالَ الطَّبِيبُ إِنَّ هُنَاكَ شَرْخًا فِي ضِلْعِهِ نَتِيجَةَ فَحْصِ الْأَشِعَّةِ السِّينِيَّةِ.
Doktor, röntgen sonucunda kaburgasında bir çatlak olduğunu söyledi.
قَالَ الطَّبِيبُ إِنَّ هُنَاكَ شَرْخًا فِي ضِلْعِهِ نَتِيجَةَ فَحْصِ الْأَشِعَّةِ السِّينِيَّةِ.
Doktor, röntgen sonucunda kaburgasında bir çatlak olduğunu söyledi.
كَسَرَتِ الْعَاصِفَةُ ضِلْعًا مِنْ أَضْلَاعِ السَّفِينَةِ الْخَشَبِيَّةِ.
Fırtına tahta geminin kaburgalarından birini kırdı.