kadınsı

كَانَ فُسْتَانُهَا أُنْثَوِيًّا وَأَنِيقًا لِلْغَايَةِ، لِذَلِكَ لَفَتَ الِانْتِبَاهَ عَلَى الْفَوْرِ.

Elbisesi çok kadınsı ve zarifti, bu yüzden hemen dikkat çekti.

كَانَ دِيكُورُ الْغُرْفَةِ نِسَائِيًّا لِلْغَايَةِ، حَيْثُ سَادَتِ الْأَلْوَانُ الْوَرْدِيَّةُ وَالْأَبْيَضُ.

Odanın dekorasyonu çok kadınsıydı, pembe ve beyaz renkler hakimdi.

يَسْتَمْتِعُ بَعْضُ الرِّجَالِ بِإِظْهَارِ سُلُوكِيَّاتٍ مُتَشَبِّهَةٍ بِالنِّسَاءِ، وَهَذَا هُوَ تَفْضِيلُهُمْ.

Bazı erkekler kadınsı davranışlar sergilemekten hoşlanırlar, bu onların tercihidir.

İlişkili Kelimeler