kaideli

يَبْدُو التِّمْثَالُ ذُو الْقَاعِدَةِ أَكْثَرَ تَوَازُنًا وَجَمَالِيَّةً.

Kaideli bir heykel, daha dengeli ve estetik görünür.

الْعَمَلُ بِطَرِيقَةٍ مُنَظَّمَةٍ هُوَ طَرِيقٌ مُهِمٌّ لِتَحْقِيقِ النَّجَاحِ.

Kaideli bir şekilde çalışmak, başarıya ulaşmanın önemli bir yoludur.

الطَّالِبُ الْمُتَّبِعُ لِلْقَوَاعِدِ يَدْرُسُ دُرُوسَهُ بِانْتِظَامٍ وَيُكْمِلُ وَاجِبَاتِهِ فِي الْوَقْتِ الْمُحَدَّدِ.

Kaideli bir öğrenci, derslerine düzenli olarak çalışır ve ödevlerini zamanında yapar.

İlişkili Kelimeler