kakmalı

اشْتَرَتْ أُمِّي صُنْدُوقًا جَمِيلًا جِدًّا مُطَعَّمًا بِالصَّدَفِ مِنْ مَتْجَرِ التُّحَفِ.

Annem, antika dükkanından sedef kakmalı çok güzel bir kutu satın aldı.

يَجْذِبُ السَّيْفُ الْمُرَصَّعُ بِالذَّهَبِ الْمَعْرُوضُ فِي الْمَتْحَفِ اهْتِمَامًا كَبِيرًا مِنَ الزُّوَّارِ.

Müzede sergilenen altın kakmalı kılıç, ziyaretçilerin büyük ilgisini çekiyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler