kapris

كَانَتْ نَزَوَاتُ الطِّفْلِ غَيْرِ الْمَنْطِقِيَّةِ تُتْعِبُ الْجَمِيعَ.

Çocuğun anlamsız kaprisleri herkesi yoruyordu.

هَوَى — أَهْوَاء

قَدْ تَكُونُ أَهْوَاءُ الْفَنَّانِ لَا تُطَاقُ فِي بَعْضِ الْأَحْيَانِ.

Sanatçının kaprisleri bazen dayanılmaz olabiliyor.

بِسَبَبِ تَقَلُّبَاتِ الطَّقْسِ، تَغَيَّرَتْ خُطَطُنَا.

Hava durumunun kaprisleri yüzünden planlarımız değişti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler