karışılmak

أَنَا لَا أُحِبُّ أَنْ يَتِمَّ التَّدَخُّلُ فِي حَيَاتِيَ الْخَاصَّةِ، أَنَا حَسَّاسٌ جِدًّا بِشَأْنِ هَذَا الْأَمْرِ.

Özel hayatıma karışılmaktan hoşlanmıyorum, bu konuda çok hassasım.

انْزَعَجَ الْمُتَحَدِّثُ مِنْ مُقَاطَعَتِهِ بِاسْتِمْرَارٍ أَثْنَاءَ عَرْضِهِ.

Konuşmacı, sunumu sırasında sürekli karışılmaktan rahatsız oldu.

İlişkili Kelimeler