karşılamak

ذَهَبْنَا مُبَكِّرًا إِلَى الْمَطَارِ لِاسْتِقْبَالِ الضُّيُوفِ.

Havalimanında misafirleri karşılamak için erkenden gittik.

رَحَّبْنَا بِالضُّيُوفِ بِحَفَاوَةٍ كَبِيرَةٍ.

Konukları büyük bir coşkuyla karşıladık.

لَبَّى الْمُدِيرُ طَلَبَ الْمُوَظَّفِ.

Müdür çalışanın isteğini karşıladı.

Ayrıca: سَدَّ

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler