قَامُوا بِطِلَاءِ الْجُدْرَانِ بِاللَّوْنِ الْأَصْفَرِ الدَّاكِنِ، لَكِنَّنِي أَعْتَقِدُ أَنَّهُ أَصْبَحَ كَئِيبًا جِدًّا.
Duvarları kara sarı renge boyadılar, ama bence çok kasvetli oldu.
قَامُوا بِطِلَاءِ الْجُدْرَانِ بِاللَّوْنِ الْأَصْفَرِ الدَّاكِنِ، لَكِنَّنِي أَعْتَقِدُ أَنَّهُ أَصْبَحَ كَئِيبًا جِدًّا.
Duvarları kara sarı renge boyadılar, ama bence çok kasvetli oldu.
أَوْرَاقُ هَذِهِ الزَّهْرَةِ صَفْرَاءُ مَائِلَةٌ لِلسَّوَادِ، تَبْدُو وَكَأَنَّهَا مَرِيضَةٌ.
Bu çiçeğin yaprakları kara sarı renkte, sanki hastalıklı gibi duruyor.